![]() |
BİRLEŞİK METAL-İŞ Ekim 2004 |
|
AB Patronu Almanya, devlet olarak sarsılıyor... Pazartesi Eylemleri
Bilindiği gibi 1989 yılında eski Doğu-Almanya'da Erich Honecker'in Başkanlığı döneminde, o dönemin yönetim biçimine karşı olan halk yığınları tarafından her pazartesi günü eylemler düzenlenmişti. Bu eylemlerin içerisinde değişik grupların etkinliği vardı. Bu gruplar içerisinde özellikle Yeni Forum, Barış ve İnsan Hakları, Doğu-Almanya'nın Yeşiller Partisi, Bağımsız Sendikalar İnisiyatifi, Birleşik Sol İnisiyatifi, Demokrasi Şimdi, Bağımsız Kadınlar Birliği, Tabandan Kilise gibi yapılanmalar o günkü koşullara karşı mücadele etmişlerdi. Bu grupların içerisinde emperyalist blokun ajanlarının girdiği ve Doğu Blokunun önemli devletlerinden biri olan Doğu Almanya'nın ortadan kaldırılması için kollarını sıvamışlardı. Nitekim emellerine de erdiler. Gerçi gerçekten emelleri bu muydu diye de sorulabilir, çünkü Doğu Almanya yıkıldı yeniden kapitalist üretim ilişkileri çıplak bir şekilde yaşanmaya başladı. Ama anlaşılan odur ki o zaman bu harekete öncelik eden yukarıda isimlerini yazdığımız gruplar farklı bir emperyalist-kapitalist sistem tasavvur ediyorlardı ki, bugün bizim de her gün bir yeniden hayatın her alanında çirkinliklerini gördüğümüz kapitalizmin pek hoşlarına gitmediği ortaya çıkmaktadır. İşsizlik artmış, Hartz IV adı altında sınıfa karşı sürdürülen saldırılar yeni biçimler altında sürdürülmekte, bu yasa ile sosyal haklar bir kez daha budanmakta, zaten 1980'li yılların çok gerisinde olan işsizlik parası sosyal yardımla birleştirilerek azaltılmakta, bu yetmezmiş gibi yardım alacak kişinin buna ihtiyacı olduğunu ispatlama yükümlülüğü getirilmeye çalışılmaktadır. Çalışan ailenin mülkünün ortaya konulması için bugüne kadar yasa ile korunan gizli şahsi bilgilere ulaşılması için yasa değiştirilmektedir. Bundan dolayı olsa gerek şimdi yine bu grupların temsilcilerinin de içerisinde olduğu ve ama o dönemin iktidar Partisi olan Sosyalist Birlik Partisi(SED)nin devamı olduğu iddia edilen Barışçı yollarla utangaç bir şekilde sosyalizmi savunduğunu iddia eden Demokratik Sosyalizm Partisi(PDS), sosyalizmi açıkça savunan Almanya Marksist Leninist Partisi(MLPD) ile Alman Sendikalar Birliği, İG-Metal ve ATTAC gibi kapitalizme sıcak bakan sendikalar ve gruplar da bu hareketin içerisinde yer almaktadırlar. Bugünkü Pazartesi eylemlerine katılanların yanlış yaptıklarını söyleyen bir dizi eleştirmen, "yahu o günler biz başka şeyler için mücadele diyorduk, özgürlük için o günler mücadele ediyorduk, şimdi ise reformlar için mücadele ediliyor" diyerek aslında bu eylemlerin hedefinin sistem değişikliği için mücadele olmadığını söylemektedirler. Eylemler 16 Ağustos başkent Berlin başta olmak üzere bir dizi eski Doğu-Almanya kentinde başladı. Berlin, Dresden, Leipzig binlerce eylemci sokağa çıktı. Bu ilk eylemlerde katılımcı sayısı bu günkü Alman hükümetini pek rahatsız etmemişti... Ama eylemlere katılım giderek arttı. 6 Eylül Pazartesi günü Almanyanın toplam 223 kentinde eylemler düzenlendi.Paris ve Viyana'da Dayanışma eylemleri yapıldı. 23 Ağustos'ta Lepzig, Berlin, Magdeburg kentlerinde 120 bin ila 200 bin arasında gösterici alanlara çıktı. Eylemler giderek gelişiyor... Eski Doğu Almanya'da başlayan eylemler giderek Batıdaki şehirleri içerisine alarak tüm Almanyayı kapsadı. Bir değişiklik olmazsa Merkezi Pazartesi gösterisi olarak da 2 Ekim'de Berlin'de ve 3 Ekim'de(3 Ekim bilindiği gibi Doğu Almanya'nın kapitalist Batı Alman devleti tarafından bir tür ilhak edilmesinin de yıldönümüdür) Leipzig'de büyük gösteriler planlanmaktadır. Birçokları eylemlerin şu anda hükümette olan partileri hedeflediğini söylemektedirler. Eylemciler ise attıkları sloganların içerisinde, "Biz kızılına da siyahına da(sağ muhafazakar partiler kastdediliyor. Çn.) ve Hartz IV'e de karşıyız." Diyerek kimlere karşı olduklarını ortaya koymaktadırlar. Alman devleti, göstericilerin sosyal hakların budanması ve sosyal güvencesiz bir yaşam anlamına da gelen Hartz IV'ün geri çekilmesi taleplerine karşı geri adım atmayacaklarını, bunun bir zorunluluk olduğunu savunmaktadırlar. Bu restleşmenin nereye kadar sürüdürüleceği kesin bilinmemekle birlikte, devlet giderek zor duruma düştüğünü aldığı önlemlerle göstermektedir. Alman devleti bu gidişattan pek endişelendiği için bir "kriz masası" kurdu. Kriz masası hareketin gelişimini izleyecek ve muhtemelen devlet olarak önlem alacaklardır. Bunun için Cumhurbaşkanı Köhler katında "hareketin karakteri iyi incelenmeli" emri verildi. Bir yeniden her eylemci fişlenmeye çalışılacaktır. Ama korkunun hiç bir zaman ecele faydası olmadığı gibi, kapitalist emperyalist sistem de kendisinin yarattığı işsizlik, yoksulluk ve her geçen gün giderek artan sömürü ve zorbalık çarkının kaçınılmaz sonuca olarak işçi ve emekçi yığınların örgütlenmiş hışmına uğrayacak ve hakettiği cezayı görecektir.
(Birleşik Metal-İş Gazetesi, Sayı 164'ten) |