![]() |
BİRLEŞİK METAL-İŞ Aralık 2004 |
|
Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi ve Yeni Ceza Yasası Sendika kurma, sendikaya üye olma, üye olmak istediği sendikayı özgürce seçme, sendika üyeliği, temsilciliği ya da sendikal faaliyetleri nedeniyle ayrıcılığa uğramama sendika hakkının temel bir insan hakkı olduğu kabulüne bağlı olarak hem uluslararası hukuk hem de yürürlükteki iç mevzuatımızla güvence altına alınmaya çalışılmıştır. Sendikal ayrımcılığın kapsamına ise sendikal faaliyet ya da sadece sendika üyeliği nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdirilmesi, işçiler arasında sırf sendikal tercihi nedeniyle iş dağıtımından ücrete, çalışma saatlerinin düzenlenmesinden vardiya düzenine kadar farklı uygulamaya tabi tutulmasının da girdiğinden kuşku yoktur. 4857 sayılı İş Yasası 18. maddesinde “sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere” katılmanın ve işyeri sendika temsilciliği yapmış olmanın hiç biçimde geçerli bir fesih nedeni oluşturmayacağını hüküm altına almıştır. 2821 sayılı Sendikalar Yasası’nın 31. maddesi de sendikal ayrımcılığı işçinin 12 aydan az olmayacak ücreti tutarında tazminatla yaptırımlandırmıştır. 26.09.2004 tarihinde kabul edilen 5237 sayılı yeni Ceza Yasası’nın “sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” başlıklı 118. maddesinde sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suç olarak tariflenmiştir. Maddeye göre; “Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Cebir veya tehdit kullanılarak veya hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” Madde de belirtilen tehdidin nasıl tanımlanacağı, tehditten söz edebilmek için Yeni Ceza Yasası’nın 106. maddesinde tanımı yapılan tehdidin gerçekleşmesinin suçun oluşumu için zorunlu olup olmadığı tartışmalıdır. Ancak kanımca 106. madde de tehdit ayrı bir suç olarak tanımlamıştır. Sendika özgürlüğünü güvence altına almak için getirilmiş olan 118. madde anlamında tehdit kavramını geniş olarak algılamak ve işverenin işveren olarak sahip olduğu otoriteyi kullanarak işçiyi, işten atma, işini ağırlaştırma, başka bir bölüme sürme gibi tehditlerinin tamamını 118. madde anlamında yapılmış bir tehdit olarak kabul etmek gerekecektir. Aksinin kabulü maddeyi oldukça daraltıp adeta uygulanmaz hale getireceği gibi bir kimsenin kendisi ve ailesinin yaşamını sürdürmesi için gereksinim duyduğu işini kaybetme baskısıyla karşı karşıya bırakılması gibi etkili bir zorlamanın tehdit oluşturmayacağı sonucunu doğuracaktır ki bu sonucu hukuken kabul etmek olanaklı değildir. Dolayısıyla Yeni Ceza Kanunu yürürlüğe gireceği 1 Nisan 2005 tarihinden sonra işverenin “sendikadan istifa etmesi aksi halde işten atarım” zorlamasıyla karşılaşan her işçi bu durumu kanıtlarıyla birlikte belirtip işveren hakkında ceza kovuşturmasının başlatılmasını, işverenin ya da işveren vekilinin bu eyleminin cezalandırılmasını isteyebilecektir.
(Birleşik Metal-İş Gazetesi, Sayı 166'dan) |