amblem

BİRLEŞİK METAL-İŞ

Aralık 2004

 

Sizden gelenler...

Kurtuluş yok tek başına!

Tarihin her dönemi, özel mülkiyetin ortaya çıkışıyla sömüren ve sömürülen, ezen ve ezilenlerin mücadelesi sahne olmuştur. Köleci sistemde efendi-köle, feodal sistemde toprak ağası-self, kapitalist sistemde sermayedar-işçi sınıfı; ya da üretim araçlarını elinde bulunduran finas kapital ile emeğinden başka satabileceği bir şeyi olmayan işçi emekçi sınıfı arasındaki sınıf mücadelesi.

Tarihin ve yakın geleceğimizin ve bulunduğumuz noktada gördüğümüz gibi, sistemler değişmiştir, sömürü koşulları değişmiştir ama sömürü; ilkel çağdan günümüze kadar kendini yenileyerek ve değişim göstererek süregelmiştir. Yakın geçmişimize baktığımızda kapitalizmin emek-sermaye çelişkisinden ileri gelen sınıf mücadelesi, sermayenin emek üzerine sistematik ve organize saldırılarına tanık olmuşsuzdur. (Lokavt, işten çıkarma, çalışma saatlerinin uzaması, ücretlerin aşağı çekilmesi, sendikasızlaştırma politikası ve çalışma koşullarının güçlüğü.) Ancak bu organize saldırılara karşı işçi-emekçi sınıfının kararlı, bilinçli, onurlu mücadelesi bu saldırıları püskürtmüş ve demokratik haklar kazanılmıştır. Bu hakların korunması ileriye götürülmesi ve tabi kazanılması için bir sürü bedel ödenmiştir ve ödenmektedir.

Bu mücadelenin ışığında geçmişimizden de örnekler dersler çıkartarak sınıf bilincinde, kararlı bir şekilde bugünkü tarihin tekrarladığı saldırılara karşı üretimden gelen gücümüzü kullanarak bugünümüze ve geleceğimize sahip çıkmalıyız.

İşçi-emekçi sınıfı olarak sınıf bilincinin farkında olup örgütlü bir şekilde hareket ederek kazanılmış haklarımızı korumalı ve bu örgütlü mücadele geleneğini örmeliyiz. Yoksa işçi sınıfı olarak ne kadar örgütsüz, tekbenci, merkeziyetçi ve dağınık olursak, sermaye de o denli saldırılarını organize bir şekilde artıracak ve kazanılmış haklarımızı dahi savunamaz hale gelip 40-50 yıl öncesine geri dönmüş olacağız.

Unutmayalım ki sermayedar gücünü işçi sınıfının güçsüzlüğünden ve sınıf bilincinin eksikliğinden alıyor. Ancak biz sınıf olarak ne kadar örgütlü, bilinçli, kararı olur ve bu mücadeleyi devam ettirirsek pratik bir güç haline geliriz ve haklarımızı korumak ve genişletmek adına o denli başarılı oluruz.

Ya geleceğimizin bizi anlatacağı örnek bir direniş gösterip tarihte yerimizi alacağız ya da tarihin çöp tenekesinde yerimizi alacağız.

Unutmayalım ki hiçbir döneminde haklar verilmemiştir, alınmıştır. Ve son olarak hep beraber diyoruz ki; Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. Asil Çelik işçisi dün olduğu gibi bugün de dayanışma içinde olmalı.

Asil Çelik Çalışanı


Selamlar...

Aşağıdaki yazı posta kutumuza düştüğünde, beraberinde bir de büyük sızı düştü yüreğimize..

Haklıydı üyemiz. Yönetim Kurulu üyemiz Celalettin Aykanat kendisini arayarak, görüştü.. Önümüzdeki süreçte neler yapabileceğimiz konuşuldu...

Ömer Boğaz’a bu haklı uyarısı için teşekkür ediyor; gecikmiş de olsak tüm özürlülerin bu önemli gününü kutluyoruz..

“Sendikamızın sayın yetkilileri;
Bugün 3 Aralık ve dünyada özürlüler günü olarak kutlanıyor.
Ancak benim bugüne kadar görebildiğim kadarıyla sendikamızın bu güne ait hiçbir faaliyeti olmadı.
Anneler günü, kadınlar günü vb. günlere duyarlı olan sendikamızın böylesine önemli ve insancıl bir günde özürlü üyelerini hatırlayamaması ya da hatırlayıp da onlara ait bir kutlama faaliyeti içerisine girmemesini doğrusu anlamlandıramıyorum.
(....) Unutulmamalıdır ki, her insan bir özürlü adayıdır.
Saygılarımla,

ÖMER BOĞAZ / ABB Elektrik San. A.Ş. (Özürlü üyeniz)” 


Söz ve kalem

Hayata dair var olan sözler

söylenirse kişiye özel

manasını bulmak, kime düşer

Kalemi bilen şair girdaba düşer,

yıllara bıraktığı bu ise eğer.

Bilirim bilemezsin

düşündüğünü söylemeye

Kalemi al, selam gönder

perdesi açılmış sahneye

Sözümü de erteleme seneye

Hayata dair ne var ise

Bırak sözlere...

Ahmet Ersoy / Sarkuysan

 

(Birleşik Metal-İş Gazetesi, Sayı 166'dan)