![]() |
BİRLEŞİK METAL-İŞ Aralık 2004 |
|
Açlık sınırının altında asgari ücret Asgari ücret, ücretlerin en alt sınırını oluşturduğu için çalışanların bireysel gelir düzeylerini önemli ölçüde etkilemektedir. Asgari ücret ile işçi ve işverenin sözleşme özgürlüklerine bir alt sınır çizilmektedir.
TÜRKİYE’DE ASGARİ ÜCRET Asgari Ücret Komisyonu 01.01.2005’ten itibaren geçerli olacak asgari ücreti belirlemek için, Aralık ayında toplanıyor. Komisyon devlet, işveren örgütü ve en fazla üyeye sahip konfederasyon olan Türk-İş’in temsilcilerinden oluşuyor. Asgari ücret 2004 yılının ikinci altı ayı için brüt 444 milyon 150 bin TL, net 318 milyon 633 bin 210 TL olarak belirlenmişti. Komisyon 2005 yılı için asgari ücretin yüzde 5 oranında artmasını talep etmektedir. Ücretlilerin önemli bir bölümünün asgari ücretle çalıştığı göz önüne alınırsa, açlık sınırının bile altında belirlenen asgari ücretlilerin sefaleti yine devam edecektir. Sendikamızın yaptığı araştırmaya göre, 2004 yılının Ekim ayında açlık sınırı 503 milyon TL olarak belirlenmiştir. Dört kişilik ailenin gıda harcamasının yanısıra kira, ulaşım, yakacak, elektrik, su, haberleşme, sağlık, iletişim, kültür gibi temel ihtiyaçlar için yapması gereken harcama da dikkate alındığında ulaşılan “yoksulluk sınırı” ise 1 milyar 241 milyon liraya ulaşmıştır. AKP hükümeti tüm popülist söylemlerine karşın, ulusal ve uluslararası sermaye tarafından yönlendirilen ekonomi politikalarını uygulamaktadır. Bu politikanın özü de, iç talebin kısılarak yani emekçilerin gelirlerinin baskı altına alınarak, ihracata yönelik büyüme politikalarının uygulanmasıdır. Uluslararası rekabetin artması kar oranlarının artış hızının azalmasına neden olmakta, bu da emeğin daha da ucuzlatılması talebini getirmektedir. AKP hükümeti kendisinden önceki hükümetlerin de yaptığı gibi, asgari ücreti açlık sınırının da altında belirleyerek tam da bu talebe yanıt vermektedir. Çünkü asgari ücret ülke çapında ücretler genel düzeyinin alt sınırını çizmektedir. Ancak sermaye bu alt sınırı da ihlal edeceği tehdidini getirmekte, asgari ücretin yüksek belirlenmesi durumunda, üretimin kayıt dışına kayacağını söylemektedir. Asgari ücretin sosyal ve ekonomik açıdan asgari yaşam standardına yükseltilmesine rağmen, kayıt dışını kayıt altına almak mümkündür. Bunun için öncelikle mali sermayenin vergilendirilerek, asgari ücretin vergi dışı bırakılması gerekmektedir. ASGARİ ÜCRET NEDİR, NASIL TESPİT EDİLMELİDİR? Asgari ücret, işçi ve ailesinin ekonomik ve sosyal açıdan gereksinimlerini karşılayan ve asgari düzeyde yaşama düzeyi sağlayan bir ücret niteliği taşımalıdır. Asgari ücretin bir diğer özelliği ise işverenlerin daha düşük ücret ödemesini yasaklayan zorunlu niteliğe sahip bir ücret olmasıdır. Asgari ücret, ücretlerin en alt sınırını oluşturduğu için çalışanların bireysel gelir düzeylerini önemli ölçüde etkilemektedir. Asgari ücret ile işçi ve işverenin sözleşme özgürlüklerine bir alt sınır çizilmektedir. Asgari ücret uygulaması, düşük ücretli işkollarında çalışan işçileri koruma aracı olarak görülmelidir. Asgari ücret, ücret yapısı içinde bir alt taban oluşturur ve genel olarak ücret yapısını yukarı doğru iterek, yoksulluğun azalması için bir araç niteliği taşır. Asgari ücretin sosyal ve ekonomik açıdan insanca yaşamayı uygun kılacak şekilde belirlenmesinin, gelir dağılımını düzeltici etkisi vardır. Asgari ücret belirlenirken esas alınması gereken konular m Asgari ücret belirlenirken ortaya çıkan sorunların başında, işçinin özellikleri ve bu ücretle hangi gereksinimlerin karşılanacağı gelmektedir. Asgari ücretin işçinin ücreti mi, yoksa ailesinin gelir mi, olduğu sorusu taraflar arasında çatışma konusu olmaktadır. Türkiye’nin gelenekleri ve özgün koşulları dikkate alınarak, asgari ücretin işçinin ailesi ile birlikte geliri olduğu kabul edilmelidir. m Asgari ücretin tesbit yöntemi işçi açısından çeşitli sakıncalara neden olmaktadır. Bunların başında ücretin brüt olarak belirlendiği halde hesaplamalarda bu brütün net gibi dikkate alınması gelmektedir. Asgari ücretin net olarak belirlenmesi gerekir. m Birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi Türkiye’de de, asgari ücret belirlenirken fiyat artışları (tüketici fiyat artışları) değil, “Ücretliler Geçinme Endeksi” göstergelerden birisi olarak dikkate alınmalıdır. Bunun için ücretlilerin tüketim kalıpları incelenerek Türkiye genelini kapsayan bir “Ücretliler Geçinme Endeksi” oluşturulmalıdır.
Asgari ücret alan işçinin özellikleri: Değişik toplumsal ve kültürel nedenlerden ötürü, aile içinde bir kişinin çalışması durumunda asgari ücretin tek kişilik ücret olarak belirlenmesi, sözkonusu ücretin işçi ailesi için yoksulluk yardımı durumuna gelmesine neden olmaktadır. Türkiye koşulları dikkate alınarak bağımlılık oranı gerçeğe en yakın biçimde tesbit edilmeli ve ortalama hane halkı büyüklüğü de gözönüne alınarak, asgari ücret işçinin ailesini de kapsayacak biçimde belirlenmelidir. Sendikamız bünyesinde yaptığımız Üye Kimlik Araştırmasına göre de Birleşik Metal-İş Sendikası üyelerinin ortalama hane halkı büyüklüğü 4.1 olarak hesaplanmıştır. ILO’nun 131 sayılı sözleşmesi, asgari ücret belirlenirken uygun koşullarda ve mümkün olabildiğince işçinin ve ailesinin gereksinimlerinin dikkate alınmasını temel ilke olarak benimser. Aynı şekilde Avrupa Sosyal Şartı da, tüm çalışanların “kendilerine ve ailelerine yeterli bir yaşam düzeyi sağlamak için adil bir ücret alma hakkına” sahip olduklarını belirtir. Türkiye’de asgari ücrete ilişkin olarak 1961 Anayasası’nda “Devlet; çalışanların, yaptıkları işe uygun ve insanlık haysiyetine yaraşır bir yaşayış seviyesi sağlamalarına elverişli adaletli bir ücret elde etmeleri için gerekli tedbirleri alır” hükmüne yer verildi. Ancak her darbe döneminde asgari ücretin tanımı değişti ve patronların yaptığı tanıma yaklaştırıldı. Asgari ücrete, 1972 yılında işçilerin harcamalarının yapısını belirleyen “normal” kelimesi yerine “asgari” kelimesi getirildi ve “gibi” kelimesi kaldırılarak asgari ücret belli kalemlerle sınırlandırıldı. Böylece insan onuruna yakışır bir yaşam için gerekli olan ücret, asgari yaşam ücreti haline geldi. Ülkemizde asgari ücret tespitinde 1977 ve 1979 yıllarında işçi kısmen de olsa ailesiyle birlikte değerlendirilmiştir. Sözkonusu yıllarda yapılan tespitlerde Türkiye’de bağımlılık oranı 1.9 olarak kabul edilerek, işçinin 0-14 yaş arasında bir çocuğa bakmakla yükümlü olduğu varsayılmıştır. Asgari ücret komisyonu bu tespitin gerekçesi olarak da, “aile unsurunun dikkate alınmadığı bir durumda, işçinin gerekli 3500 kaloriyi alma imkanının bulunmayacağı ve besin dışı harcamalarda aynı oranda eksilme olacağı yönüyle sakıncalı bir durumun söz konusu olacağı” belirtilmiştir. Ancak bu sakınca 80 darbesinden sonra kaldırıldı. 1982 Anayasası’nda 1961 Anayasası’nda yer alan “insanlık haysiyetine yaraşır bir yaşayış seviyesi sağlamalarına elverişli” yerine “Asgari ücretin tespitinde ülkenin ekonomik ve sosyal durumu gözönünde bulundurulur” ifadesi kullanıldı. AVRUPA BİRLİĞİ’NDE ASGARİ ÜCRET Avrupa Birliği ülkelerinde asgari ücret sendikalı olmayan çalışanları koruma amacını taşımaktadır. Asgari ücret uygulaması yalnızca Benelüx ülkeleri, Fransa, İspanya, Portekiz, Yunanistan, İngiltere ve İrlanda’yı kapsayan 9 AB ülkesinde geçerlidir. İngiltere ve İrlanda’da yasal asgari ücret uygulaması son üç yıldır yapılmaktadır. Asgari ücret Belçika ve Yunanistan’da işçi ve işveren sendikalarının ulusal çapta görüşmeleriyle yapılmaktadır. İngiltere’de de benzer şekilde ama Bakanın bir komisyona önerisi ile yapılmaktadır. Bu komisyona işveren, işçi ve bilirkişi katılır. Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre ve İskandinav ülkelerinde yasal bir asgari ücret uygulaması yoktur. Bununla birlikte Almanya’da inşaat sektöründe asgari ücret uygulaması vardır. Asgari ücret uygulaması olmayan Avrupa ülkelerinde, çeşitli yasalarla ve toplu sözleşmelerle toplu sözleşmenin dışında bir taban ücreti tesbit edilmektedir.
(Birleşik Metal-İş Gazetesi, Sayı 166'dan) |