amblem

BİRLEŞİK METAL-İŞ

Aralık 2004

 

Grup Toplu İş Sözleşmesinin ardından...

Metal işkolunda çalışan onbinlerce işçiyi ilgilendiren grup toplu iş sözleşmesi görüşmeleri anlaşma ile sonuçlandı.

2004-2006 sözleşmesi ile birinci altı ayda ortalama ücretler yüzde 8 oranında artarken, sosyal yardımlardaki artış ortalama olarak yüzde 16.5 oranında gerçekleşti.

Ekonomik haklar açısından bakıldığında, toplu iş sözleşmesiyle işçi ücretlerinin enflasyon oranının üzerinde bir oranla arttığı ortadadır. Altı aylık dönem enflasyonunun yüzde 2.54 olduğu dikkate alındığında, işçi ücretleri enflasyonun 3 katından fazla artmıştır.

İşçi ücretlerindeki bu artış hangi nedenlerle gerçekleşmiştir? Birincisi, metal işkolunun içinde bulunduğumuz dönemde gerçekleştirmiş olduğu büyüme, kar oranlarının yükselmesi ve satışların artışı bu düzeyde ücret zamlarını olanaklı kılmıştır. Ama bu kendiliğinden gerçekleşmemiştir. Özellikle Birleşik Metal İşçileri Sendikası’nın ve üyelerinin, sözleşme döneminde takındıkları aktif ve kararlı tutum bu sonucun ortaya çıkmasında etkili olmuştur.

Diğer taraftan, gerçekleşen ücret artışlarının işçilerin çalışma ve yaşam koşullarını tümüyle iyileştirdiğini söylemek mümkün değildir. Son ücret zamları, metal işçilerinin ücretlerinde son dönemde yaşanan erimeyi gidermiştir. Metal işçilerinin aşırı ve yoğun çalışmalarının karşılığını bu ücret artışları ile aldıklarını söylemek mümkün değildir. Özellikle 2001 krizinden sonra, metal işkolunda faaliyet gösteren işyerlerinde, istihdam hızlı biçimde düşmesine rağmen üretim hızla yükselmiş, dolayısıyla işçilerin çalışma süreleri ve yoğunlukları artmış, daha az işçi ile daha fazla üretim gerçekleştirilmiştir. İşçiler gerek çalışma hızlarının artması gerekse fazla mesailerin artışı yoluyla aşırı ve yoğun çalıştırılmışlardır.

İşçilerin çalışma koşullarının daha da kötüye götürülmesini hedefleyen, denkleştirme süresinin 4 aya çıkarılması, fazla mesai ücretlerinin yarı yarıya düşürülmesi önerilerini toplu iş sözleşme masasına getiren MESS, çalışma ortamını tümüyle kuralsızlaştırmayı (esneklik) programına aldığını duyurmuş oldu. Bu öneriler Sendikamız ve üyelerimizin aktif tutumu sayesinde geri çekildi. Ancak MESS’in bu tavrını iyi değerlendirmek gerekiyor. Esnek çalışma, kazanılmış hakların geriye götürülmesi, 2006 dönemi toplu iş sözleşmesi müzakerelerinin ana gündemini oluşturacak. Şimdiden çok ciddi bir hazırlığın içine girilmesi gerekiyor.

Grup toplu iş sözleşme sürecinin ortaya çıkardığı bir diğer önemli gerçek, işyerlerinde ücret eşitsizliğinin işyeri huzurunu kaçıracak noktaya ulaştığı olmuştur. Bu durum MESS tarafından da kabul edilmiştir ve ücret zamları düşük ücretlere ortalamanın üzerinde yansıtılmıştır. Bu düzenleme prensip olarak doğru olmakla birlikte, uygulamada sorunu ortadan kaldıracak biçime bürünmemiştir. Ücret makası bir nebze azaltılmasına rağmen, ücret eşitsizliği sürmektedir.

Birleşik Metal-İş’in grup toplu iş sözleşmesinde “düşük ücretlere daha yüksek zam” ilkesinin hayata geçirilmiş olması, bu sözleşme döneminin önemli adımlarından biri olmuştur. Ancak, bu politikanın bir diğer ayağı olan işyeri özelliklerini dikkate alarak ücret zammı yaklaşımı, MESS tarafından başlangıçta kabul edilmesine rağmen, daha sonra uygulamaya konmamıştır. Burada, MESS üyesi büyük şirketlerin grup zam yükünü orta ve küçük işletmelerle paylaşma yaklaşımı etkili olmuştur.

İş grupları arasındaki dengesizliğin yanı sıra, gruplandırma sisteminin içinde bulunduğu durum bir diğer önemli sorunu oluşturmaktadır. MESS, gruplandırma sisteminin iflas ettiğini, amacına uygun işlemediğini kabul etmektedir. Diğer taraftan işyerlerinde gruplandırma ile ilgili şikayetler de artmaktadır. Önümüzdeki dönem, gruplandırma sisteminin tümüyle yenilenmesi konusunda bir çalışmanın MESS tarafından başlatılması şaşırtıcı olmayacaktır.

Esneklik ve çalışma koşullarının ağırlaştırılmasını programına alan MESS’in, kitle üretimi dönemine ait bir gruplandırma sistemini rafa kaldırarak; iş tanımlarının sayısının azaltıldığı, bir işçinin birden fazla iş tanımının içine sokulduğu “esnek” bir iş gruplandırması sistemini uygulamaya sokmaya çalışacağı görülmektedir. REFA ile imzalamış olduğu anlaşma bunun ilk adımıdır. Dolayısıyla gruplandırma konusu bizler açısından hazırlıklarına başlamamız gereken ve önemli bir mücadele alanı oluşturmaktadır.

Sözleşme dönemi metal işkolunun bir diğer önemli gerçeğinin bir kez daha tekrarlandığı bir dönem olmuştur. Bu, metal işkolundaki taşeron sendikal yapının, sermaye tarafından özellikle ayakta tutulmaya, payandalanmaya çalışılmasıdır. Ancak bu dönem Sendikamızın duruşu ve etkinlikleri tüm metal işçilerinin üzerine serpilmiş olan ölü toprağının atılabileceğini göstermiştir.

2004 Grup toplu iş sözleşmesi, son yıllarda işverenlerin toplu sözleşme müzakerelerini hakların geriletilmesi aracına dönüştürmelerinin önüne geçilmesi anlamında, bir dönüm noktası olması bakımından da önem taşımaktadır.

Birleşik Metal-İş üyeleri, uyuşmazlık döneminde gerçekleştirdikleri eylem ve etkinliklerle haklarının geri götürülmesine izin vermeyeceklerini ortaya koyarak, sözleşme sürecine damga vurmuşlardır. Birleşik Metal-İş işkolunun itici gücü olmuştur.

Bu mücadele, üzerinde anlaşmaya varılacak bir sözleşme metninin ortaya çıkmasına neden olmuş, kazanılmış haklarımıza yönelik teklifler geri çekilmiştir.

İmzalanan anlaşma metal işçilerinin birlik, kararlılık ve mücadelesinin ilk sonuçlarıdır. Ancak hepimizi bekleyen ve çözülmemiş sorunlarımız olduğunu unutmamız gerekiyor.

 

(Birleşik Metal-İş Gazetesi, Sayı 166'dan)