![]() |
BİRLEŞİK METAL-İŞ Mart 2005 |
|
Küreselleşmenin iki yüzü: Davos/Porte Alegre Her yıl ocak ayının son günlerinde dünyada iki önemli zirve gerçekleşiyor. Biri Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu. Diğeri ise Porto Alegre’deki Dünya Sosyal Forumu. Davos’ta dünyanın önde gelen zenginleri, devlet yöneticileri ve bürokratlar toplanıp halkların kaderini belirlemeye çalışırken Porto Alegre’de dünyanın dört bir yanından gelen yüzbinlerce emek dostu neoliberal küreselleşmeye ve onun sonucu olan tahribatlara karşı, “karlarınız hayatlarımızdan daha değerli değildir!” sözleriyle meydan okuyarak başka bir dünya yaratmanın yolları tartışılıyor. Brezilya’nın Porto Alegre kentinde her şey 1988 yerel seçimlerinde İşçi Partisi’nin başını çektiği “Halk Cephesi”nin belediye yönetimini kazanmasıyla başladı. Halk Cephesi, belediye bütçesini halkın katılımıyla belirlemeye karar verdi. Böylece “yeni bir katılımcı demokrasi modeli” geliştirildi. Bugün Brezilya’da yüzlerce belediyenin yanı sıra, Latin Amerika’da birçok bölgede Porto Alegre modeli katılımcı demokrasi uygulanıyor. Porto Alegre toplantıları önceleri fakir ülkelerin “fikir panayırı” olarak başladı. “Zengin Davosçular”, bu “Fakir Porto Alegrecileri” ciddiye almadı. “Çapulcu, anarşist, solcular” olarak küçümsedi. Fakat sonuç beklenmedik şekilde ortaya çıktı. 35’inci yılında Davos’un gündemini, 5 yıllık geçmişi olan Porto Alegre’de ortaya atılan konular oluşturuyor. Davosçular, Porto Alegrecilerin önüne geçme arayışında, (inansalar da inanmasalar da) yoksul ülkelerin dertlerinden, işsizlikten, fakirlikten, terörden, ısınmadan söz etmeye başladılar.
(Birleşik Metal-İş Gazetesi, Sayı 167'den) |