![]() |
BİRLEŞİK METAL-İŞ Nisan 2005 |
|
Ücretler gerilerken
ekonomi büyüyor, 2004 yılında Türkiye ekonomisi kırk yıldır yaşamadığı bir büyüme gerçekleştirdi. Son 50 yıla baktığımızda, ekonomi 1966 yılında yüzde 12, 1972’de yüzde 9.2, 1987’de yüzde 9.8 ve 1990’da yüzde 9.4 büyümüştü. 2004 yılında ise büyüme yüzde 9.9 olarak gerçekleşti. 2004 yılındaki büyüme, sanayi kesimindeki yüzde 9.2, ticaret kesimindeki yüzde 12.8, ulaştırma kesimindeki yüzde 6.8, ithalat vergilerinde yüzde 26.2 büyümeden kaynaklandı. İlk bakışta olumlu gibi görünen bu tablo işsizliğin artması, gerçek ücretlerin gerilemesine karşılık verimliliğin artması, gelir dağılımının bozulması ile birlikte ortaya çıkıyor. Büyümenin yaklaşık yüzde 10’a ulaşmasına rağmen, istihdam yüzde 4 arttı ve kentlerdeki işsizlerin oranı yüzde 13’e ulaştı. 2004’te iş arayan 700 bin kişiden 200 bini hiç iş bulamazken, 500 bini de kayıt dışı işlerde, yani sigortasız, vergisiz çalıştırılan işyerlerinde iş buldu. Büyük işyerlerinde üretim ve verimlilik artıyor, ancak işçi sayısı artmıyor. Çünkü bu işyerlerinde teknolojiye yatırım yapılarak makineleşme ile üretim artışı sağlanıyor. Türk lirasının aşırı değerli tutulması, doların değerinin altında olması, özellikle orta ve büyük işletmelere, makine yoğun yatırım olanağı sunmaktadır. Artık emek daha az kullanılırken, makine daha yoğun kullanılmaktadır. Böylece verimlilik artarken, çalışan sayısı azalmaktadır. 2001 krizinden sonra bir çok işletme bu yöntemi kullanmaktadır. Ayrıca ucuz dolar ithalatın artmasına neden olmakta, girdi ve ara mallar ithalat yoluyla sağlanmakta, ithalat edilen ürünleri üreten yerli üreticiler iflas etmekte, işçiler de işten atılmaktadır. 2004 yılındaki büyüme izlendiğinde şu görülmektedir; 1- Dayanıklı tüketim maddeleri harcamaları yılın ilk aylarında arttı, izleyen aylarda düşmeye başladı ve son üç ayda eksilme eğilimine girdi. 2- Yılın ilk üç aylık döneminde sanayi yüzde 10.4, ikinci üç aylık döneminde yüzde 15.7 büyüdü. Bu büyüme üçüncü üç ayda yüzde 7.5’a, dördüncü üç ayda yüzde 4’e düştü. Dolayısıyla kriz döneminde ertelenen tüketim patlaması oldu ve piyasa kısa sürede de doydu. 3- Yılın ilk yarısında özel sektörün yatırım harcamalarında yüzde 60 dolayında büyüme vardı. Bu büyüme üçüncü üç aylık dönemde yüzde 38’e, yılın son üç aylık döneminde yüzde 17’ye geriledi. Böylece özel sektörün yatırımlarındaki artış yavaşladı. 4- Tarım kesimi yılın ilk aylarında çok az büyürken, son aylarda yüzde 9 oranında (zeytin üretiminden kaynaklanan) büyüdü. Yeni işçi çalıştıran işyerleri ise daha çok küçük işyerleri, bunlar 10’dan az işçi çalıştırıyor, küçük atölyelerde, şantiyelerde, inşaat ve turizm sektöründe faaliyet gösteriyor. Bu işyerlerinin en belirgin özelliği ise sigortasız, güvencesiz işçi çalıştırmak oluyor. Kaçak çalıştırılan bu işçilerin sayısı 3 milyona yaklaşıyor. Bunların iki milyonu henüz şirket olmamış çok küçük işyerlerinde çalışıyor, ama 1 milyonu da şirket haline gelmiş işyerlerinde çalışıyor. Sanayide toplam üretim yılın son üç ayında yüzde 4.2, üretimde çalışanların sayısı yüzde 2.2, çalışan başına verimlilik yüzde 2.2 arttı. Çalışan başına reel kazanç ise son üç ayda yüzde 0.5 geriledi. Yani üretim artarken, istihdam artışı onun gerisinde kaldı, ücretler ise reel olarak geriledi. Kısaca üretim içinde emeğin payı azaltılırken, ücretler de geriletiliyor. Ayrıca çalışabilir nüfusun toplam nüfusa oranı artıkça, tarımdan kentlere göç hızlandıkça işsizlik de yükseliyor.
(Birleşik Metal-İş Gazetesi, Sayı 168'den) |