amblem

BİRLEŞİK METAL-İŞ

Ağustos 2005

 

Satılan artık geleceğimizdir

 

Hızlandırılan özelleştirme sürecinde uluslararası tekellerin ve yerli ortaklarının çıkarları hayata geçirilmektedir.. Bu sürece dur demenin tek yolu, birlikte mücadeleden geçmektedir. Sendikamız bu amaca yönelik tüm ortak çabalara aktif katılım gösterecektir..


Pislik olan Erdemir mi?

“İçeriyi dolaştığınız zaman ,her yer pislik içinde... Rezillik. Sanki buralar para basıyor.” Bu sözler Erdemir’i yani Ereğli Demir Çelik İşletmelerini satmak isteyen bir ülkenin Başbakanına ait. Milyarlarca lira maaş almasına rağmen kendi ifadesiyle “geçinemiyorum” diyerek ortak olduğu gazoz fabrikasından başka fabrika görmediği anlaşılan Sayın Başbakana sormak lazım; demirin binlerce santigrat derecede eritilip yeniden şekil verildiği, o kor ateşin önünde sadece demirin değil demire,çeliğe şekil veren emekçilerin de eridiği bir fabrikanın nasıl olmasını bekliyordunuz? Yazık...

Sn Başbakanın “pislik” içinde dediği Erdemir, “sanki” değil gerçekten para basıyor. 2004 karı 463 milyon dolar. İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasında birinci sırada yer alıyor. Yine 2004 yılında 21 ülkeye 597 bin 793 tonluk ihracat gerçekleştirdi. Türkiye’nin yassı çelik üretiminin % 43’ünü karşılıyor. Ülkemiz, ihtiyacının geri kalanını yılda yaklaşık 3 milyar dolar döviz harcayarak ithal ediyor.

Erdemir, bünyesine kattığı İskenderun Demir Çelik Fabrikası ve yaptığı diğer yatırımlarla birlikte üretimini 2009 yılında 10 milyon tona, 2015’te ise 15 milyon tona çıkararak Türkiye’nin tüm ihtiyacını karşılayacak duruma gelecek.

İşte Erdemir böylesine “pis” bir işletme. Ve bu “pisliğe” dünyanın en büyük birinci, ikinci, yedinci ve sekizinci çelik üreticileri talip oluyorlar. Çünkü bugün bir Erdemir kurmak için 7 milyar dolarlık bir yatırım gerekiyor. Çünkü, Erdemir’i almak demek,aynı zamanda Karadeniz’in en büyük limanına, İskenderun’da Akdeniz’in en büyük limanına ve Marmara’da Yarımca limanına sahip olmak demek.

Çünkü Erdemir’i almak demek, aralarında Türkiye’nin demir cevheri yataklarının yarısını kapsayan Sivas’taki Div-Han tesislerinin de bulunduğu 9 kuruluşun hepsini almak demek. Bütün bu değerler, bu ülkenin emekçi halkı tarafından üretildi. Sn.Başbakanın “pis” dediği işletmeler, çok ağır şartlarda, emekçiler tarafından kor ateşin karşısında sadece alınteri dökerek değil tüm bedenini eritircesine çalışarak ve adeta ömürlerini tüketerek ortaya çıkarıldı.

Bir ülkenin başbakanı bütün bunları bilmiyorsa bu çok büyük bir ayıptır. Ama biliyor da bilmezlikten geliyorsa burada artık ayıp sözcüğü yetersiz kalır. Erdemir bir “pislik” değil, tam tersine bu ülkenin gurur kaynaklarından biridir. Sn. Başbakanı pisliğini temizlemeye ve Erdemir’e sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Biz Birleşik Metal-İş Sendikası olarak her zaman olduğu gibi bundan sonra da Erdemir’e ve bu güzel ülkenin tüm değerlerine sahip çıkacağımızı kamuoyuna bir kez daha duyuruyoruz.


Telekom’un satışına karşı ortak mücadele çağrısı

Türk Telekom’un satışına sessiz kalmak, ülkemizin geleceğini hiçe saymak demektir. “İtalyan soslu” Arap sermayesine peşkeş çekilen Telekom, bu ülkenin en değerli işletmelerinden biridir.

Yıllık karı 1.7 milyar dolar olan işletme beş taksitte ödenmek kaydıyla 6.5 milyar dolara Lübnanlı Hariri ailesinin ortak olduğu konsorsiyoma satılmıştır. Şirketin 2005 yılı için yapacağı ödeme 1.6 milyar dolardır yani, söz konusu yıl içinde elde edeceği kardan daha az bir bedel ödeyerek şirkete konmuş olacaklardır. Türkiye’nin bu satışla daha ilk yıl 100 bin dolarlık bir kaybı olacaktır. Ödemelerin tamamlanacağı 2009 yılına kadar ise toplam kayıp 700 bin dolardır. 2009 yılından itibaren ise Türkiye TELEKOM’dan bugünkü rakamlarla elde edeceği yıllık 1.7 milyar dolardan tamamen mahrum kalacak ve borçlanma ihtiyacı daha da artacaktır.

Bu talana göz yumulamaz. Ülkemizin geleceği ile oynanmasına, doğacak çocuklarımızın sırtına yeni borçlar eklenmesine sessiz kalınamaz. Birkaç yıl sonra artık satılacak kar getiren bir işletmeniz kalmadığında neyi satacaksınız?

Telekom, ardından Erdemir, Tüpraş... Siyasi iktidar günü kurtarmaktan ve IMF ile Dünya Bankasından aferin almaktan başka hiçbir şeyi düşünmemektedir. Sayın Başbakan satacağı malı kötülemekte, köylüsüne “Siz yan gelip yatın millet size mi çalışacak?” diyerek milyonlarca tarım üreticisini aşağılamakta, “İş buldunuz da bunuyorsunuz.” diyerek zam isteyen işçileri azarlamakta ,ABD’ye gidip Başbakanı olduğu ülkeyi şikayet etmektedir.

Eğer bu ülkenin işletmeleri pislik; işçisi, köylüsü, memuru işe yaramaz ise, siz kimin Başbakanısınız Sn Erdoğan?

Bizler bu ülkenin emekçileriyiz ve emeğimize, ürettiklerimize kısacası ülkemize sahip çıkacağız.

Emekten yana, ülkesini seven herkesi ve tüm kurumları özelleştirme adı altında yapılan bu talana karşı birlikte mücadeleye çağırıyoruz…

Birleşik Metal-İş Sendikası olarak Tüm Telekom çalışanlarının yanlarındayız ve eylemlerini sonuna kadar destekliyoruz.

 

(Birleşik Metal-İş Gazetesi, Sayı 171'den)