![]() |
BİRLEŞİK METAL-İŞ Ağustos 2005 |
|
Gönen’den izlenimler
- “Selam Amca, burası Çifteler Köyü mü?” Bizler çayı yudumlarken amcamız hemen anlatmaya başladı. - “Ben 75 yaşındayım oğlum. Tesislerin temelinden çatısına kadar bu köyde herkes çalışmıştır. Eskiden, şimdiki balıkçı barınaklarını tarafındaki kıyıdan 1.5 km. yol öküz arabalarıyla gidilirdi. Bu binanın inşaat malzemeleri öküz arabaları ile taşınırdı. Bütün betonlar tenekelerle omuzlarda taşınırdı, neler çektik neler. İnşaatta çevre köylerden çok çalışanlar vardı ama Çifteler köyünün %90’nı oradan emekli olduk. Yani SSK’lı çalıştırıldığımız için şimdi çok şükür köyümüzün hepsi emekli oldu. Ayrıca düğünlerimizde, cemiyetlerimizde masa, sandalye, kap kaşık oradan alırız. Sonra tesisler, bu çevre köylerinin küçük sanayisidir. Çapası, pulluğu, traktörü kırılan tesise gider işimizi yaptırır, çayımızı içer döneriz. Tesisler bizim gözbebeğimiz ama çocuklar, anarşinin fazla olduğu zamanlar, kardeşin kardeşe işçinin işçiye düşman olduğu bu durumlar, vahşi sermayenin hoşuna gidiyordu bu ayrılık, gayrılıklar. Birlikte güç vardır, çalışanların birleşmesini istemeyen bir sermaye vardı onun için çocuklar, güçlü olmak için birlikte omuz omuza olmak lazım. Temelinde çalıştım Kemal Türkler’le. O dönem bizim köyün altında bir mandıra vardı ve sütümüzü çok ucuza alıyordu. Başkan’a gidip sorduk. Bize “Birlik olun ve sütlerinizi denize dökün” dedi ve biz bir hafta denize döktük sütleri. Bu eylemimiz olumlu sonuç verdi ve anlaşma sağlandı. Bazen kendi kendimize konuşuruz Mimar Sinan’ın eserleri bugünkü teknoloji ile yaptırılamaz deriz. Bunu tesisler için de söylesem doğru olur. Son yıllarda bir ihmal var ama işin nasıl olduğunu bilemeyeceğiz biz köylüyüz. Son bir yıldır bir değişiklik, hareketlilik var. Köyden daha fazla insan çalışmaya gidiyor. Siz değişik bölgelerden gelmişsiniz gönüllü emekliler çalışıyorsunuz. Geçenlerde tesislere gittiğimde başkanların ve genç işçilerin toplantısı vardı. Gençleri kararlı, çalışkan ve heyecanlı gördüm. Aklıma bir şey geldi. Hani Türkiye’nin parası onun elinde. Unakıtan-mısırakıtan, oğlu mısır ithali ile gündeme geldi. Bunları da boyalı basından okuduk. Bunları yazmaz ama hükümete borç günleri yaklaştı mı boyalı basın ufak tefek dokundururmuş. Neyse, iİlerde birisi tavşanların çitinin yanında duruyor. Süleyman Başkanmış yani Sendika’nın parası ondaymış. Yanına gittim, sohbet ettim. Sıcak birisi. Süleyman Başkan tok, gür bir sesle “Amca ne gerekiyorsa o yapılacak” dedi. Tüm kadro tesis için seferberlik ilan etmiş helal olsun ve kolay gelsin dedim. Tesiste iki kadrolu var. Aşçımız Allahlık Ali Bey derler, o kendi halinde. Birde elektrikçi ve genel işlere bakan İsmail var. “Hallederiz İsmail” yani. “En Son Babalar Duyar”ın Kadir Bey’i gibi “Hallederiz İsmail” var onu da öyle tanıdık. Tesis yöneticimiz Özgen Bey var. Biz onu sendikal faaliyetlerde TV’lerde görürdük ama helal olsun tesisin bu duruma gelmesinde çok emeği var. Demek ki güçlü kadro ile herşey yapılabilir. Bu güzel sohbetli yazışmaya son verirken, gönlü yüreği bir olan çalışanların tesise gelmeleri bu değişimi görmeleri dileğiyle iyi tatiller. Röportaj: Osman Nuri Aslan
(Birleşik Metal-İş Gazetesi, Sayı 171'den) |