![]() |
BİRLEŞİK METAL-İŞ Eylül 2006 |
|
Ücretler ve Sosyal Ödemeler: Toplu iş sözleşmesi teklifimizi hazırlarken, işçi ücretlerindeki erimeler dikkate alınmıştır. İçinde bulunduğumuz dönemde ücret erimelerini birkaç başlık altında toplamak gerekiyor. Buradan çıkan sonuçlar, toplu sözleşme teklifimizin iskeletini oluşturmaktadır. Ücret Erimeleri ve Nedenleri: Grup toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işyerlerinde 4 tür ücret erimesi yaşanmaktadır. İŞYERİ ORTALAMA ÜCRETLERİ ERİYOR Birinci erime, işyeri ortalama ücretlerindeki erimedir. Bu durum, toplu iş sözleşmesinin işe giriş ücretlerini düzenleyen maddelerinden kaynaklanmaktadır. Toplu iş sözleşmesindeki işe giriş ücretleri, enflasyon oranının altında oranlarda belirlendiği için, işten ayrılmalar ve işe yeni girişler nedeniyle işyeri ortalama ücretleri zaman içinde düşmektedir. Buna göre 1994 yılında 100 olan işyeri ortalama ücretleri, 2006 Mayıs ayına gelindiğinde 83'e gerilemiştir. Bu durum, kıdemli işçiler ile daha az kıdemi olan işçiler arasında ücret makasının açılmasına ve buna bağlı ciddi sorunlara neden olmaktadır. İŞÇİNİN ENFLASYONU İLE TÜİK'İN ENFLASYONU FARKLI İkinci erime türü, reel ücretlerdeki erimedir. Reel ücret hesaplaması bilindiği gibi, ücret artışlarının enflasyondan arındırılması yoluyla yapılmaktadır. Ancak bu hesaplamanın eksik tarafı TÜİK (eski DİE) tarafından açıklanan enflasyon oranları, işçilerin yaşadığı enflasyonu yansıtmamaktadır. TÜİK, tüm gelir grupları ortalamasını esas alarak hesaplama yaptığı için, daha yüksek enflasyon yaşayan kesimlerin enflasyonu aşağıya çekilmektedir. Resmi enflasyon ile işçinin enflasyonu arasındaki fark ise, reel ücretin eriyen kısmıdır. 2004-2006 döneminde metal işçileri bir bütün sözleşme döneminde enflasyonun üzerinde toplu sözleşme zammı almalarına rağmen, reel ücretleri erimiştir çünkü işçi ücretlerinin büyük kısmının harcandığı mal ve hizmet kalemlerindeki (kira, yakacak, eğitim vb.) fiyat artışlarının ortalaması açıklanan enflasyon rakamlarının çok üzerindedir. Örneğin, Eylül 2005-Mart 2006 TÜİK genel endeksindeki artış yüzde 5,72'dir. Bu oran Mart zammı olarak uygulanmıştır. Ama diğer taraftan konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar kalemindeki artış yüzde 7,45'tir. Sadece bu rakamlar esas alındığında bile reel ücretler enflasyonun yüzde 30 altında kalmış demektir. GİYDİRİLMİŞ ÜCRETLER ERİYOR Üçüncü tür erime giydirilmiş ücretlerde yaşanan erimedir. Bilindiği gibi, tüm işçilere toplu sözleşme gereği yapılan ödemeler arasında 3'lü paket diye bilinen, bayram-izin-yakacak ödemeleri vardır. Bunlar esas itibariyle ücret eki ödemelerdir. Yıllar itibariyle bakıldığında üçlü paketteki erime çok ciddi boyutlara ulaşmıştır. Bunun temel nedeni bunların ücret ödemesi olarak algılanmamasıdır. Buna göre 1994'te 100 olan üçlü paket toplam ödemeleri, 2006 yılına gelindiğinde 45'e kadar gerilemiştir. Bunun reel ücretler üzerindeki etkisi ise 2 puandır. 1994 yılında 100 olan çıplak ücret 2006'da 91'e gerilemişken, hesaplamayı giydirilmiş ücret bazında yaptığımızda, 2006 giydirilmiş ücreti 89'a düşmektedir. GÖRELİ ÜCRETLER: SÖMÜRÜ ARTIYOR Dördüncü tür erime ise, göreli ücretlerdeki erimedir. Göreli ücret, işçilerin sermayeye karşılıksız olarak çalıştıkları süreyle bağlantılıdır. İşçiler, ücretlerini çalışma karşılığı alırlar ancak çalıştıkları süre içinde hem kendilerine hem de sermayeye çalışırlar. İşçinin verim ya da performans artışı ücret artışından fazla ise, bunun anlamı sermayeye çalışılan bedava sürenin uzaması, işçinin göreli ücretinin düşmesidir. TÜİK verilerine baktığımızda, 2005 yılında imalat sanayinde kişi başına verimlilik artışı yüzde 6,1 iken, reel ücret artışı yüzde 1 düzeyinde kalmıştır. Bu işçilerin esas yoksullaşmasıdır. Diğer taraftan TÜİK'in metal işkolunun alt sektörlerinde verimlilik ve reel ücret ilişkisi imalat sanayindeki eğilimin tersinedir. Verimlilik daha yüksek oranlarda artmakta iken reel ücret artışı sözkonusu değildir ve ücretler erimektedir. Metal eşya sektöründe verimlilik artışı yüzde 9,5 iken reel ücretler yüzde 4,4 oranında düşmüştür. Yine elektronikte verimlilik artışı yüzde 5,1 iken ücret erimesi yüzde 16'dır. Taşıt araçların sektöründe verimlilik 2005 yılında yüzde 6 artarken ücretler yüzde 2,3 erimiştir. Görüldüğü gibi, metal işçilerinin ücretlerinde ciddi bir erime sözkonusudur. Bu erime, son dönem toplu iş sözleşmesinde kısmen de olsa durdurulan reel ücret erimelerinin farklı biçimler altında hızlanarak sürmekte olduğunu göstermektedir. Buradan çıkan sonuçlar ve bunun toplu sözleşme teklifimize yansıması şu şekildedir: 1) BÜYÜMEDEN PAY İSTİYORUZ Metal işçileri son toplu iş sözleşmesi döneminde ciddi verimlilik ve dolayısıyla üretim artışları gerçekleştirmişlerdir. Büyümeden pay istemek ve sermayeye bedava çalıştıkları süreyi kısıtlamak onların en doğal hakkıdır. 2) İŞE GİRİŞ ÜCRETLERİNİN İŞYERİ ÜCRETLERİNİ AŞAĞI ÇEKMESİNE SON İşyerlerinde yaşanan giriş ve çıkışlar nedeniyle, toplu sözleşmelerin işverenlere yükü hafifletilmiştir. Metal işverenleri toplu sözleşme artışlarına göre, ortalama olarak daha düşük ücretlerle işçi çalıştırmaktadırlar. Bunun en önemli nedeni işe giriş ücretlerinin toplu sözleşme zamlarından çok düşük oranda ve asgari ücrete yakın belirlenmesidir. O nedenle teklifimizde, toplu sözleşme zammı yapıldıktan sonra ortaya çıkacak olan en düşük ücretin yüzde 94'ünün işe giriş ücreti olarak uygulanması ve ortaya çıkan rakamların toplu sözleşme zamlarıyla (enflasyon oranlarında değil) artırılması teklif edilmiştir. Bu sayede, işyerlerinde şu an yaşanmakta olan ücretler arasındaki farkın açılması durumunun önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Bilindiği gibi bu durum, işçilerin işyerlerindeki birliğine zarar vermekte ve sermayenin işini kolaylaştırmaktadır. 3) AYNI İŞİ YAPANLARA AYNI ÜCRET- ÜCRET ADALETSİZLİĞİNE SON 2006-2008 grup toplu iş sözleşme döneminin en önemli gündem maddesi, ücret adaletsizliğidir. Grup kapsamındaki işyerlerinde, hiçbir gerekçe ile açıklanmayacak bir ücret makası oluşmuş durumdadır. Kıdem farkı nedeniyle ücretlerin arasında önemsiz farklılıkların olması doğaldır. Ancak, prensip aynı işi yapanların, aynı kök ücreti almalarıdır. Bu sorunun işyerlerinde üretimi dahi etkileyecek boyutlara vardığı ortadadır. Bu sorunun çözümü yolunda sendikamızın, ücret zammı teklifi iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada, düşük ücretler 2,80 YTL/saat düzeyine çekilmektedir. Bu iblağ işlemi üyelerimizin yaklaşık yüzde 17'sini kapsamaktadır. İblağ işlemi yapıldıktan sonra ücret zam teklifimiz, daha düşük ücretli işçilere oransal olarak daha yüksek zam yapılmasını sağlayacak ve ücretler arasındaki makasın bir nebze olsun kapanmasına neden olacak olan ortalamada yüzde 8 artı 40 kuruştur. Birinci altı ay zammı yapıldıktan sonra ortaya çıkacak olan en yüksek ücret 11,29'tur. Bu ikinci altı aylık zammın katsayısıdır. Eylül-Mart dönemi enflasyon oranı 11,29 rakamıyla çarpıldığında ortaya çıkan rakam yine yarısı yüzdeli ve diğer yarısı maktu olarak ücretlere yansıtılacak böylelikle ücret makası biraz daha kapatılmış olacaktır. Burada önemli olan nokta, ücret makasını kapatırken, daha yüksek ücret alan işçilerin ücret artışlarını da güvence altına alabilmektir ve teklifimiz bu dengeyi gözönünde tutarak hazırlanmıştır. 4) GİYDİRİLMİŞ ÜCRETLERDEKİ ERİMEYE SON Toplu iş sözleşme teklifimizde, ücret eki ödemelerinde yaşanan erimeyi ve bunun giydirilmiş ücretlerimizde yaratmış olduğu gerilemeyi gidermek ve işyerleri arasındaki farklılığı azaltmak için teklif verilmiştir. Buna göre 3. grup işyerlerine istenen zam oranı yüzde 58 1 ve 2. grup işyerleri için yüzde 30 zam teklif edilmiştir. 5) SOSYAL ÖDEMELERDE EŞİTLEMEYE DOĞRU Grup toplu iş sözleşmesinde, olayın vukuuna bağlı sosyal ödemeler (evlenme, doğum, ölüm vb) bilindiği gibi işyerlerinin gruplarına göre değişmektedir. Teklifimizde tüm sosyal ödemelerde işyeri gruplandırmasını kaldırmak yerine, 4 sosyal ödeme kaleminde kaldırılması önerilmektedir. Bunlar, çocuk, öğrenim, ölüm ve ayakkabı ödemeleridir. 6) ESNEKLİK UYGULAMALARI 4857 Sayılı iş yasasının yürürlüğe girdiği dönemde bir ek madde marifetiyle grup toplu iş sözleşmesine sokulan esneklik uygulamalarının, sözleşmeden çıkarılması ve uygulanmasına izin verilmemesi metal işçilerinin en önemli mücadele konusudur. Farklı sözleşme türleriyle işçi çalıştırılması, çalışma sürelerinin esnekleştirilmesi, çalışma şartlarının esnetilmesi, fazla çalışmalar, telafi çalışmaları ve denkleştirme girişimleri bu mücadelenin ana başlıklarını oluşturacaktır. Toplu sözleşme teklifimiz, bu duyarlılıkla hazırlanmıştır.
(Birleşik Metal-İş Gazetesi, Sayı 177 TİS eki'nden) |